ANASAYFA


ARAYIŞ

    Muhtaç olduğu her şey hazırdı dünyaya geldiğinde. Onun için canını feda edecek anne babası ve sevgiyle çevresinde kol kanat geren kardeşleri vardı. Anne sütü, hava, su, ısı, ışık her şey onun içindi. Bir kerecik ınga demesi yetiyordu etrafındakilere emir vermek için.

    Günler aylar ve yıllar birbirini kovaladı. Emeklemeye başladı, ayakları üstüne doğruldu hatta bir gün birkaç adım attı. Yürümeye başladı düşe kalka. Artık dolaşabiliyordu annesinin elinden tutarak. Hele yürürken ayakkabılarından çıkan sesler en güzel beste idi çevresindekiler için.

    Bebeklik çocukluk derken yaşı on beşe gelip dayandı. Konuşurken ben diye başlardı söze çoğu zaman. Güzel bir çevre edinmiş bir sürü arkadaşı olmuştu. Taşlar, ağaçlar, dağlar, güneş, gece ve gündüz gibi birçok şey onu ilgilendirmeye başlamıştı. Artık sorularla boğuşuyor bazen de cevaplarla yaka paça oluyordu.

    Derken yaşı on sekiz oldu. Bir gün E=mc2ye kafayı taktı. Sabaha kadar uyuyamadığı geceler çoğalmıştı. Bıgbang’ın olduğu zamana ışınladı beynini. Var olmak yok olmak düşüncesi beynini bir böcek gibi kemirdi durdu aylarca. Bir gün hayatı kucakladı öpücükler kondurdu yanağına. Sonra ölüme tekme salladı bütün gücünü kullanarak.’’Biri ilaç diğeri çaresiz bir hastalık’’diye homurdandı.

   Bir keresinde dünyanın hatta tüm evrenin en’lerinden olmaya karar verdi. Ama o da neydi? Mini minnacık bir grip mikrobu onu yatağa düşürdü.’’vay be’’diye inledi. Şimdi o yatağında ateşler içinde kıvranan aciz bir varlık oluvermişti. Neyse ki bir hafta sonra sağlığına kavuştu. Birilerine teşekkür etmek geldi içinden, ama kime teşekkür edeceğini bilmiyordu ki.

   Şehrin en kalabalık meydanına gitti bir gün. Yüzlerce insan dolaşıyordu, caddeler kıpır kıpırdı. Binlerce insanın içinde yapayalnız hissetti kendini. Kimse kimseyi tanımıyor diye düşündü. Ardından kaçmaya başladı.’’ama kimden kime kaçıyorum’’ diye düşünüyordu cadde ve sokakları bir bir geride bırakırken.

   En kenar mahallelere, tarlalara, dağlara hatta uzayın derinliklerine kaçmak kaybolmak istiyordu. Ama dönüp dolaşıp yine evine geldi. Ailesi kapıda karşıladı,’’hoş geldin ‘’dediler sevgiyle. Annesi bağrına bastı, öptü yanaklarından.Ama o doğruca odasına gitti, kilitledi kapıyı ardından. Yatağa uzandı. Gözleri mıhlandı tavanda asılı duran lambaya’’niçin yanmıyor?’’sorusuna’’düğmeye bir dokunan gerek’’cevabı geldi beyninin derinliklerinden. Dünyada binlerce insan vardı. Fakat şimdi baş başa kalmıştı kendisiyle. Düşündü, düşündü, düşündü… Bir aralık kalbi küt küt atmaya başladı. Beyni patlayacak gibiydi.’’aşk ne demek, dost kim’’diye mırıldandı yüzlerce defa. Hıçkırıklar düğümlendi boğazında. Gözyaşlarını yudumladı yudum yudum.’’bütün sevdiklerimin olmadığı yerde kim var acaba’’diye haykırıyordu içinden bir ses.

    Uyuya kaldı bütün soru ve cevaplarıyla birlikte. Neden sonra uyandı annesinin sesi ile. Sabah olmuştu. Güneşin pırıl pırıl ışıkları pencereden uzanmış saçlarını okşuyordu. Fakat o düşünmekten ve sorulardan kurtulamıyordu.’’gece nereye gidiyor, gündüz gelince’’diye sordu babasına kahvaltıda. Herkes donakaldı bu soru karşısında.’’peki gündüz nereye gidiyor gece gelince’’diye soruyla cevap verdi küçük kardeşi. O gün taş olmaya karar verdi. Doğruca sahile gitti. Yattı çakıl taşlarının üzerine. Taşlarla örttü üstünü kardeşleri.’’ne kadar saçma’’ diye düşündü.’’taşlar mı karar verdiler taş olmaya’’diye sordu mantığına. Aklı olan taş olmazdı zaten’’diye cevap geldi beyninin fakültelerinden. Ardından ağaç, hayvan, börtü böcek olmak istedi. Ama hiç yakışmıyordu bütün bunlar ona.

 

    Eve döndü tekrar. Aynanın karşısına geçti. Uzun uzun seyretti kendini. Sonra bir tekme salladı aynaya. Paramparça oldu ayna. Ama kendisi kırılmamış, sapasağlam duruyordu kırık aynanın karşısında. Ne olmak istese nereye gitse aklı vicdanı ve iradesi hep onunla beraber geliyordu. Harflerin, notaların ve rakamların arasında yok olmak kaybolup gitmek istedi, ama olmuyordu işte. Nereye gitse kaçtığından bir türlü kurtulamıyordu.

    Her sabah olduğu gibi çantasını attığı yerden alarak evden ayrıldı. O gün bir başka gündü. Her şeye boş verecek depresyon takılacak. Okula vardı. Bahçede bir süre deli dana gibi dolaştı. Boş bir kola kutusu ayağına takıldı. Onu ayağının altına aldı. İyice yamulttu. Sonra öyle bir şut çekti ki, minicik kutu arkadaşının başını yaraladı. Düşünmeden yapılanların sonucu ne korkunç oluyordu.’’keşke içimdeki kötülükleri ayağımın altına alıp yamultsaydım’’diye dişlerini gıcırdattı. Ama yüzlerce keşke artık işe yaramıyordu.

   Laboratuara gitti. Dev mikroskobun başına geçti. Hücreyi didik didik inceledi. Ardından atoma baktı ters ters. Teleskopla göz attı uzayın derinliklerine. Ama her şey ona avaz avazbağırıyordu.’’nereye kaçıyorsun? Diye.

      Ardından sınıfa arkadaşlarının yanına gitti. Sınıfta bir değişiklik vardı. Arkadaşları sürpriz hazırlamışlardı. Hay Allah nasılda unutmuştu o gün doğum günüydü. Doğum gününü kutladılar.’’happybirthday’’çığlıkları arasında. Bayağı mutlu olmuş, sanki yeniden doğmuştu.Nüfus cüzdanını çıkardı. Doğum tarihine defalarca baktı.’’vay be yıllar ne çabuk geçmiş’’cümlesi yankılandı sınıfta. Sonra’’ bir şeyi unutmuşlar galiba’’diye merakla ölüm tarihini aradı. Boşuna uğraştı; çünkü onu kimse bilmiyordu.’’Doğum ve ölüm tarihini kim belirliyor’’diye avazı çıktığı kadar bağırdı. Çünkü sıra arkadaşı ölmüştü ilkokulda iken. O günler geçti gözlerinin önünden bir film şeridi gibi.

     Sıraları tekmelemek, kapıyı sökmek, camları yere indirmek ve duvarda yürümek istedi. Fakat vicdanı devreye girdi. İçinden bir ses’’kimsesiz fakir bir çocuğu duvara vurup kemiklerini kıracak kadar insafsızsan eşyalara zarar verebilirsin.’’diye çığlık attı. Çok utandı pişmanlık gözyaşları yanağına damladı.

     O bir insandı. Yaşadığı sürece hep düşündü, merak etti, araştırdı, öğrendi, keşfetti, inandı ve sevdi. Çünkü bir gün her şey onu terk etti, Her şeyin onu terk ettiği gün en vefalı dostunun ona en yakın olduğunu keşfetti. Sonsuz mutluluk ve sevgiyi buldu.

    Artık aklıyla, mantığıyla, vicdanıyla, bilimle ve iradesiyle barışıktı.Her gün binlerce hücresi ölse de hiç önemli değildi. Çünkü o sonsuzluğu bulmuştu.

Ahmet Türkmenoğlu

14.8.2010
Cumartesi Ankara

 

 




Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam18
Toplam Ziyaret107357
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.56643.5806
Euro3.77773.7929
Hava Durumu
Anlık
Yarın
15° 12° 3°